Geçen yazımızda Osmanlı padişahlarının bilinmeyen ilginç ve ilgi çeken yönlerini Kanuni’ye kadar yazmıştık. Sizlerden gelen yoğun istek üzerine diğer padişahların da bilinmeyen yönlerini yazacağız. Gerçekten bu değişik ve resmi kitaplarda söz edilmeyen hususları okumak insanın tarihe ve geçmişine olan ilgisini artırıyor. Şimdi kalan padişahların ilginç yönlerinden bahsedeceğiz.
2.SELİM:Babası gibi meşhur olmasa da kısa sürelik tahtı süresince önemli hizmetler yapmıştır. Kıbrıs’ın fethi onun paha biçilmez bir başarısıdır. Lakabı Sarı’dır. Osmanlı tahtına oturan ilk Selim Yavuz idi ve 8 yıl başta kalmıştı. İlginçtir 2.Selim de 8 yıl başta kalmış. Daha da ilginci iki Selim de 42 yaşında tahta çıkmıştır. Gözden kaçmış şaşırtıcı merakların adamıdır Sarı Selim. Hacı adaylarının Hac yolunda destek alacakları asalara hilaller kondurur ve adamları vasıtasıyla onlara hediye ettirmekten mutlu olurdu. Öylece elleriyle imal ettiği bir nesnenin o mukaddes topraklara temas etmesiyle teselli bulurdu. Dede ve baba mesleği kuyumculuğa ilgisi vardı. Avcılık ve Ok atmada da ustaydı. Bu yüzden sık sık Edirne’ye avlanmaya giderdi. Mimar Sinan’a yaptırdığı Selimiye camisiyle bu camiye Osmanlı mührünü vurdu. Rivayete göre ondan daha kuvvetli yay çeken yoktu. Kitaplarda anlatılan miskin padişah portresinin aksine gayet hareketli ve güçlüydü. Babasının da sevip takdir ettiği Şair Baki ile pek yakın arkadaş olan padişah musikiyi seven, şiirden anlayan ara sıra şiir de yazan biridir. Selimi ve Talibi mahlasıyla şiirler yazmıştır. 2.Selim’in diğer iki ilginç özelliği de ilk defa İstanbul’da doğan ve orda ölen ve ilk kez ordusunun başında sefere çıkmayan padişah olmasıdır. 2.Selim babasının başlattığı Harem-i Şerif inşaatını sürdürdü ve Mekke’nin bozulmuş olan su yollarını tamir ettirerek o kutsal beldelere ecdadı gibi hizmet etti.
3.MURAT: Osmanlı sanat ve kültürünün klasik formunu almasında tartışılmaz bir yeri vardır. İyi silah kullanan ve iyi ata binen ava meraklı biriydi. Boş zamanlarında ok başı imal ederdi. İlk önemli hattat padişahtır. Hat sanatında çok önemli eserleri vardır. Sanat ve edebiyata çok önem verirdi ve Türkçe, Arapça, Farsça divanları vardır. Muradi mahlasıyla şiir yazmıştır. Ayrıca gayet ince bir kumaş zevki vardı ve gösterişli elbiseleri severdi. Mücevhere takılara düşkündü. Boğaziçi’nin zümrüt kıyılarını imara açan da odur. Kitap okumaya çok meraklıydı tarihi çok sever ve çeviriler yaptırarak dünya tarihini okurdu. Astrolojiye ilgi duydu ve bir rasathane yaptırdı. Saatlere de çok meraklıydı. Bugün kutlamaya devam ettiğimiz kandilleri ihya geleneğini de o başlatmıştır.
3.MEHMET:9 yıl tahtta kalan ve 38 yaşında vefat eden padişah annesinin etkisinde kalmıştır. Bir kaşık ustasıydı. Ayrıca okçuların ok atarken parmaklarına taktığı fildişi yüzükler de imal ederdi. Hatta esnaf gibi Lonca teşkilatına da üyeydi. Ahiliği yaşatmaya özen göstermiştir. Adli mahlasıyla bazı şiirler de yazmıştır. Beş vakit namazını cemaatle kılmaya özen gösterir ve peygamberimizin ismi anılınca hemen ayağa kalktığı söylenir.
1.AHMED: Sultan 1.Ahmed’in talihi 14 rakamı etrafında dönmüştür. İlk çocuk padişahtır. 14 yaşında tahta çıkmış, 14.Osmanlı padişahı ve 14 yıl padişahlık yapmıştır. Öldüğünde de 14*2:28 yaşındaydı. 14 gün hasta yattıktan sonra da vefat etmiştir. Tahta çıktıktan sonra sünnet olan ilk Osmanlı padişahıdır. Cirit oyununa ve atlara çok meraklıydı. Bu konuda birçok eser de okumuştur. Güçlü ve sağlamdı, iyi silah kullanırdı. Okçular için fildişi yüzükler imal ederdi ve babası 3.Mehmed gibi Loncaya üyeydi. Ayrıca iyi bir kaşık ustasıydı. Okçulukta mahirdi ve bir ok yarışmasında İstanbul surlarının üzerinden attığı ok fersahlarca ileriye düşmüştür. Ecdadı dibi şiirler yazmış ve Bahti mahlasını kullanmıştır. Muhteşem Sultanahmet Camiiini yaptırarak İstanbul’a bir şaheser kazandırmıştır. Aziz Mahmud’a bağlıydı. Hatta şeyhi abdest aldığında arkasından ibriği tutarak hürmetini göstermiştir.Değerli taşlarla süslü 3 kandilden ikisini Kabe’ye birini de Medine’de Ravza-yı Mutahhara ‘ya asılmak üzere göndererek mukaddes beldelere de hizmet etmiştir.
2.OSMAN: Genç Osman diye bilinir. Çok şey yapmak isteyip de yapmasına izin verilmemiştir. 4 yıllık bir iktidar dönemi vardır ve maalesef Yeniçeriler tarafından öldürülmüştür. Niyeti Türkmenler, Araplar ve Kürtlerden yeni bir ordu kurmaktı. Ayrıca askerlerin giyim kuşamında yenilikler yapmak ve askerlerin rahat kıyafetler giymesini istermiş. Çocukluğundan itibaren saraçlığa ilgi duyar ve bindiği atların eyerlerini kendisi yapardı. Atlara da çok meraklıydı. Şiirlerinde dahi at sevgisinden bahsederdi. Farisi mahlasıyla şiirler yazmıştır. Ayrıca güreş,binicilik,av,cirit ve ok atmada da maharetliydi.
4.MURAD: Çocuk yaşta padişah olmuş ve 28 yaşında vefat etmiştir. Kısa ömrüne büyük işler sığdırmış, devletine önemli hizmetler etmiştir. Silahlara çok meraklıydı. Meslek olarak yay kirişi imal ederdi. Ağabeyi 2.Osman gibi iyi güreşirdi. Kimsenin çekemediği yaylarla ok atması da meşhurdu. Biniciliğiyle de meşhurdu ve koşu haindeki attan başka bir ata atlayabilirdi. Arapça ve Farsça bilir ve Muradi mahlasıyla hem Divan hem Aşık tarzı şiirler de yazardı. Düzenlediği iki büyük Şark seferi anısına Revan ve Bağdat köşklerini yaptırmıştır. Bu seferlere giderken yol üstünde çeşitli eserler de yaptırmıştır. Fırat’ın Elazığ’ın kuzeyinde kalan kısmı onun ismiyle Murat nehri olarak anılır. Duraklama devresine giren Osmanlı musikisi onun zamanında tekrar canlanmıştır. Tebriz’i fethedince buradaki musikişinasları İstanbul’a getirerek Enderun’a kazandırmıştır. 4.Murad her şeyi bilmek ister ve her şeyden haberdar olmak isterdi. Tarihe meraklı olduğu o dönemde verilen eserlerin çokluğundan da anlaşılabilir. Satranç ve dama oyunlarında da birçok şampiyonluk kazanmıştır. Talik hattında da ustaydı. Evliya Çelebi gibi tatlı dilli birini yakınları arasına katan 4.Murad’ın fıkraları ve hoş sohbetiyle ünlü İncili Çavuş’u da kendine muhasip olarak ataması güzel konuşan insanlara değer verdiğini gösterir. Kabe’nin tarihindeki en büyük tamirlerden birini kendisi yatırarak ecdadı gibi mukaddes beldelere olan sevgisini göstermiştir. Tütün ,içki ve falcılığı yasaklamış ve uymayanlara çok ağır cezalar vermiştir. Yenikapı semti ismini de o vermiştir.
4.MEHMED: 39 yıllık saltanatıyla Kanuni’den sonra en uzun süre başta kalan 4.Mehmed henüz 7 yaşındayken tahta çıkmıştır. Meşhur hobisi avcılıktı ve bu yüzden Avcı lakabını almıştır. Hatta sevdiği av köpekleri için özel köşkler yaptırmıştır. Bedeni sağlamlığı ve cesaretiyle meşhurdu. Bir av sırasında 20 saat aralıksız at üstünde kalmıştır. Teselya’daki Olimpos dağına tırmanırken atının uçuruma yuvarlandığı sırada attan atlayıp kurtulmayı başarmıştır. Meslek olarak dövmecilik yapardı. Resme ve musikiye de ilgiliydi. Avcılığından da anlaşılacağı üzere keskin bir nişancıydı aynı zamanda. Şiirlerinde Vefai mahlasını kullanmış ve güçlü şiirler yazmıştır.
3.AHMED: 1703’te Edirne ayaklanmasıyla İstanbul ‘da oturacağına söz verip tahta çıkan 3.Ahmed 27 yıl sonra başka bir isyan Patrona Halil isyanıyla tahttan indirilmiştir. Lale devri padişahı olarak bilinen padişah tam bir su tutkunuydu. İstanbul’ a su bentleri, çağlayanlar ve çeşmeler kazandırmıştır. Güzel sanatlara meraklı, şair ve yazar biriydi. Aynı zamanda usta bir hattattı. Tuğra çeken tek padişahtır. Kadın el işlerine merakı da ilginçtir. Üsküdar’daki Fatma Sultan Sarayına giderek Marmara’ya bakan bir pencerenin önüne oturup kadınlarla oturup nakış ve gergef işlediği anlatılır. Av eğlencelerinden pek hoşlanmazdı ama okçu padişahlar arasında sayılır. Usta bir nişancı olup bir keresinde 85 adım uzaklıktaki bir altın dinarı tüfekle ortasından vurup deldiği yazılıdır. Sanatkarlara çok değer verirdi .İtrı’ye bir yemekte sürpriz yaparak bir tepsi içinde değerli taşlar hediye etmiştir. Kütüphaneciliğimize de büyük katkılar yapmış ve Topkapı Sarayında dağınık halde bulunan değerli kitapları toplatarak saray içinde bağımsız bir bina yaptırmıştır. Ayrıca nadir el yazmalarının yurt dışına çıkarılmasını yasaklayarak milli servete sahip çıkmıştır.
Hasılı Osmanlı Devleti dünya tarihine altın harflerle adını yazdırmış bir devlettir. Ne yazık ki kendi medeniyetimizi ve şanlı geçmişimizi çocuklarımıza tam ve doğru anlatamadık. Padişahların hayatını ve takdir edilen özelliklerini kitaplarımıza almadık. Muhteşem tarihimizi kuru ve soğuk bir anlatımla geçiştirdik. Artık bu hatalardan dönüp tarih bilincini çocuklarımıza aşılamalıyız.