Ömer Büyükşehirde ailesiyle beraber yaşardı. Ömer’in babası tüccardı. Babasının işleri çok yoğundu, babası sabah erken işe gider akşam geç gelirdi. Bazen de şehir dışına gider, birkaç gün orada kalırdı. Ömer okulda 3.sınıfa giderdi. Okuldan gelince de arkadaşlarıyla oyun oynar, eğlenirdi. Eve gelince de yemeğini yer, dinlenir sonra Kur’an-ı Kerim’den birkaç sayfa okurdu. Ömer küçük yaşta 7 yaşındayken yaz kursu sayesinde Kur’an öğrenmişti ve hemen her gün birkaç sayfa okumayı ihmal etmezdi. Kur’an okurken huzur bulurdu. Dedesi adı Ali Dede idi. Yaz tatillerinde dedesinin yaşadığı köye gelir ve bir aydan fazla burada kalırlardı. Ömer yine yaz tatilini sabırsızlıkla bekliyordu. Çünkü çok sevdiği ninesi ve dedesiyle beraber yakın akrabalarını da görecekti.
Yaz tatili gelince Ömer’in babası işinden birkaç izne ayrılmış ve ailece babasının evlerine gelmişti. Ömer çok mutlu olmuştu Uzun süre görmediği nine ve dedesine hasretle sarıldı. Ömer’in babası işleri nedeniyle ailesini köyde bırakıp ayrıldı bir ay sonra gelip ailesini alacaktı. Ömer sabahları erken kalkar, dedesinin bahçesine giderdi. Ali Dede torunları Ömer ve kız kardeşi Ayşe’yi çok sever ve bahçesinde yetiştirdiği meyvelerden onlara yedirirdi. Ömer her gün çıkıp sokakta mahalledeki çocuklarla oynuyor aynı zamanda Yaz okuluna da gidiyordu. Yaz okulunda hem çeşitli dersler görüyorlar hem de eğlenceli etkinliklere katılıyorlardı. Ömer yaz okulunda birçok yeni arkadaş da edinmişti. En çok da Recep ismindeki arkadaşını seviyordu ve onunla vakit geçirmeyi çok istiyordu. Ömer için yaz tatili böyle eğlenceli ve verimli geçiyordu. Ali Dede bazen torunu ve arkadaşına ve onun çok sevdiği arkadaşı Recep’i yanına alır beraber parka giderlerdi. Orada torununa ve arkadaşına çeşitli yiyecekler ve içecekler alırdı. Ömer dedesinin yanında çok mutlu olurdu. Dondurmasını yerken dedesine sorular sorar en çok da eski zamanları merak ederdi. Dedesinin zamanında çocukların nasıl oyunlar oynadığını sorardı. Çocukların okul tüm zamanlarını sokakta oyunlar oynayarak geçirdiğini, kendi oyuncaklarını kendilerinin yaptığını telefon ve tablet olmadığı halde çok mutlu olduklarını öğrenince onların zamanında yaşamak istediğini söylerdi. Dede ve çocuklar parktayken komşulardan biri dedenin yanına gelerek onunla sohbet etmeye başlayınca Ömer arkadaşıyla biraz ilerde oynayıp büyükleri rahat bırakmak istedi. Büyükler konuşurken birden dedesinin sesini yükselterek birkaç kez hayır hayır istemiyorum dediğini duyunca merak edip onların yanına gelen Ömer, dedesinin komşusunun sana maaş bağlayalım diye ısrar ettiğini fakat dedesinin ısrarla yaşlıyım gerek yok maaş bağlamasınlar dediğini duydu. Sonunda komşusu peki deyip elini öpüp ayrıldı. Dedesine meraklı gözlerle bakan Ömer’i dedesi yanına çağırıp olanları ona anlattı. Komşunun bir devlet kurumunda görevli olduğunu ve ona üzerinde bir tapu olmadığı için maaş bağlatmak istediğini, kendisinin ise tapu sahibi olmasa da mal sahibi olduğu için kabul etmediğini, gerçek ihtiyaç sahiplerine verilmesini istediğini anlattı. Dedesinin bu anlattıklarıyla Ömer’in ona olan sevgisi daha da arttı. Dedesi ayrıca bir fatura geldiğinde ilk gün öderdi. Bazen Ömer’i de yanına alarak beraber fatura ödeme yerine giderdi. Niçin acele ediyorsun zamanı var diyenlere de faturanın zamanı var ama acaba o kadar ömrüm var mı diyerek cevap verirdi.
Ömer ve ailesi yaz tatili sonunda memleketlerine döndü. Ömer bu yaz tatilinde de dedesinin meyve bahçeleriyle dolu evinden ayrılırken dedesinin kul hakkına gösterdiği hassasiyete hayran olmuş ve dedesiyle gurur duymuştu.